Uygur Türkleri Kardeşlerimizi Unuttuk mu ?

Okunma: 831
Özel Haber 30 Aralık 2016 14:24
Videoyu Aç Uygur Türkleri Kardeşlerimizi Unuttuk mu ?
A
a

Aynı coğrafi bölgeyi paylaşmış olan Türklerle Çinliler arasında menfaat çatışmalarının olması gayet tabii idi ve bu çatışmalar çok ufak çapta olmakla birlikte bugün de devam etmekte.

Pekin bu bölgede adil bir sistem kuramadığı için Doğu Türkistan her zaman bir ayaklanmaya hazır durumda. Hoşnutsuzluk kendini değişik vesilelerle gösteriyor. Ancak Türklerin Çin devleti karşısında başarı şansları pek yok.

Çin Halk Cumhuriyet 1949 yılındaki kuruluşlardan 1960’lara kadar aynı sistemi paylaştığı Sovyet Birliği ile gayet sıkı fıkı bir işbirliğinde iken, sonradan münasebetleri ciddi bir şekilde bozulmuş ve dünya basınında ”Sovyet-Çin Çatışmasından” söz edilmeye başlanmıştı. Çin ayrıca kendi içinde 1960 yılından 1976 yılına kadar süren ”Kültür İhtilali” ile dikkatleri çekmiştir. Bu on yıllık dönence aşırı sol grupların liderliğinde tam bir terör yaşanmış, bir hayli kültürel değerler yakıp yıkılmıştı. Ancak yeni yöneticilerin iktidara gelmesiyle Çin kapılarını dünyaya açmaya ve ülkeyi modernleştirme faaliyetlerine girişmeye başlamıştır.

Çinliler ve Türkler

Çok eski bir tarih ve zengin medeniyete sahip olan Çinliler ve Türkler arasında münasebetler M.Ö devirlere dayanmaktadır. Hatta İslamiyet öncesi Türk Tarihini incelemek ancak eski Çin kaynaklarını taramakla mümkün olmaktadır. Aynı coğrafi bölgeyi paylaşmış olan Türklerle Çinliler arasında menfaat çatışmalarının olması gayet tabii idi ve bu çatışmalar çok ufak çapta olmakla birlikte bugün de devam etmektedir. Bugün Çin Halk Cumhuriyeti’nde yaşayan Türkler aslında demografik yönden kayda değer bir faktör olmaktan çok uzaktırlar. Yani, Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki Türkler, Çinliler için herhangi bir tehlike teşkil etmemektedirler. Ancak Türklerin çoğunlukta yaşadığı Doğu Türkistan (Şincang-Uygur Özerk Bölgesi) ile Tibet mühim bir stratejiye sahiptir.

Geçmişte Neler Olmuş, Bugüne Nasıl Gelinmiştir?

Genel Türk Tarihinde kurdukları medeniyetle mühim bir yer almakta olan Uygur Devleti, X-XI. yüzyılda İslamiyet ‘in yayılması neticesinde tarihi adını kaybetti. Bu devirden sonra yerli ahali kendini bulundukları şehir adlarına göre anılmaya başladı (Kaşgarlık, Turpanlık, Hotenlik vb. şeklinde). Çinliler de bunlara Çan-to ve Çan –hui (sarıklı başlar veya sarıklı Müslümanlar), Ruslar ile Avrupalılar ise Sart veya Tarançi adını veriyordu. Ancak Batı Türkistan’da yaşayan Doğu Türkleri, Taşkent’te yaptığı bir toplantıda tekrar tarihi adlarının, yani Uygur adının kullanılması gerektiği kararına vardılar. Neticede bu ad 1955’te Şinciang-Uygur Özerk Bölgesi’nin kurulması ile resmileşmiş oldu.

Bir hayli Uygur, bilhassa değişik ülkelerde yaşayan Uygurlar Şinciang adına, bunun Çince “yeni eyalet” veya “yeni dominyon” manasına geldiği için karşı çıkmaktadır. Zaten Çinliler ile Doğu Türkistan’ın Türk ahalisi arasındaki sürtüşme ve çatışmalar bugüne kadar sürmüş olup, yerli ahali en ufak fırsatta Çin yönetimine karşı ayaklanmaktadır. Doğu Türkistan, XVIII. yüzyılın sonunda resmen Çin hâkimiyetine girdikten sonra Çin’de komünist rejimin yerleştiği döneme kadar irili ufaklı bir hayli ayaklanmaya sahne olmuştur. Ruslar rakipleri Çin’in hâkimiyetindeki Doğu Türkistan’daki ayaklanmaları kendi menfaatleri doğrultularında kullanmayı da başarmışlardır. Çünkü Ruslar Çinlilerle yaptıkları anlaşmalar gereği Doğu Türkistan’ın Kulca, Urumçi, Kaşgar, Çugucak ve Şarasume gibi şehirlerinde konsolosluklar açmışlar ve ticaret haneler bulundurma hakkına sahip olmuşlardı. Böylece 1882’den 1917’ye kadarki dönemde Doğu Türkistan’daki Rus nüfusu bir hayli idi. 1917 döneminden sonra ise yeni Bolşevik rejimi Çarlık döneminde kazanılan bu haklarını tekrar elde edebildi ve Kulca, Uramçi, Kaşgar, Kuçar, Aksu, Yarkend ve Hoten’de Sovyet Konsoloslukları açıldı. 1931 ‘de Hami’de Türkler ayaklanınca Çinli genel vali Çin-Şu-Yen isyancılarla başa çıkamadı ve Sovyetlerden yardım istemek zorunda kaldı. Böylece 1933’te Doğu Türkistan’a giren Sovyet Orduları bu isyanı bastırdılar. Fakat bir on yıl sonra Kulca da çıkan ayaklanmada ise Sovyetler Çin safında değil isyancılar safında yer aldı.

Gulca isyanı neticesinde Tarbagatay ve Altay vilayetlerinde 12 Kasım 1944’te “Doğu Türkistan Cumhuriyet”i ilan edilmiş, Alihan Türe Cumhurbaşkanı seçilmişti. İşte bu cumhuriyete Sovyetler askeri ve politik yardımda bulundular. Fakat daha sonraları Sovyetlerin tam kontrolü altına giren bu Cumhuriyet, Ekim 1949’da Çin’de Komünist İhtilali galebe gelince ortadan kaldırıldı ve siyasi liderler de yok edildi. Çin yönetimi Doğu Türkistan’ın yerli Türk ahalisini bir derece hoşnut etmek maksadıyla başta İli’de Kazak Muhtar Eyaletini (25 Kasım 1954) bir yıldan sonra ise Şinciang -Uygur Özerk Bölgesine tesis etti. Bu Özerk bölge ise,kendi içinde tekrar  6  muhtar Bölge-Oblast veya Muhtar vilayete  bölündü. Bu Muhtar bölgeler şunlardır ;

  1. İli Kazak Muhtar bölgesi
  2. Börü Tala Moğol Muhtar bölgesi
  3. Çang-çi (Sanci) Tungan  “Müslüman Çinli Hui” Muhtar bölgesi
  4. Bayan Gulin  Moğol Muhtar Bölgesi
  5. Kızıl-Su  Kırgiz Muhtar Bölgesi
  6. Taşkurgan Tacik Muhtar bölgesi(İlçesi)

Pekin’in bu uygulaması aslında göz boyamaktan başka bir şey olmamış, 1958 ile 1961 yılları arasında bilhassa Türklere karşı büyük bir terör uygulanmaya başlamıştı. Bunun neticesinde ancak İli Bölgesinden 60 bin kadar Kazak ve Uygur Sovyetler Birliğine kaçmıştı. 1959 yılında Çin’le Sovyetler Birliği’nin arasının açılmış olması neticesinde bu sığınanlar geri iade edilmekten kurtulmuş oldular. Doğu Türkistan halkının sıkıntıları bununla da bitmemiş, kültür ihtilali devrinde (1966-76) daha da büyük ıstıraplar çekmiştir. Pekin bu bölgede adil bir idari sistem kuramadığı için Doğu Türkistan her zaman bir ayaklanmaya hazır durumdadır. Hoşnutsuzluk kendini değişik vesilelerle göstermektedir. Son yıllarda Doğu Türkistan’da Çin yönetimine karşı olan hoşnutsuzluk Nisan 1980’inde Aksu’da, 31 Ekim 1981′ de Kaşgar’da çıkan çatışmalarda ve 1985’te Kaşgar ve Urumçi ve hatta Pekin gibi şehirlerde yapılan protesto yürüyüşleri ile kendini göstermektedir. Fakat her şeye rağmen Türklerin büyük Çin devleti karşısında ulaşabilecekleri fazla bir şey yoktur. Ancak Çin’de gerçek anlamda bir demokratik rejim yerleşirse azınlıkların ve Türklerin daha iyi şartlar elde etmeleri muhtemeldir.

Çin Halk Cumhuriyetinde Hangi Azınlıklar Bulunur?

Çin Halk Cumhuriyetinin 1982 tarihli resmi istatistik bilgilerine göre nüfusu 1.031.882.511’dir. Şu anda bu nüfus 1.200.000’u aşmıştır. 1964 yılından bu yana Çin nüfusu yılda ortalama olarak 17 milyon artagelmiştir. Yetişkin erkekler kadınlardan 30 milyon fazla bir nüfusu teşkil etmektedirler. Pekin bu nüfus sayımlarında gerek hukuken gerek politik olarak da henüz kendine ait olmayan Tayvan (Milliyetçi Çin) (18.270.749), İngiliz idaresindeki Hong Kong ve Portekiz Yönetimindeki Macao adasındaki (5.378.627) nüfusu genel nüfusu içinde göstermektedir. Hong Kong son yıllarda tekrar Çin Yönetimi altına girmiştir. Resmi verilere göre Çin Halk Cumhuriyetinin genel nüfusunun %93,3’ünü “Han” diye adlandırılan esas Çinliler, geri kalan %6,7’yi ise azınlıklar teşkil etmektedir. Bu rakamlara göre azınlıkların nüfusu %68,4’lük bir artış göstermektedir. 1964 ten 1982 yılına kadar. Bütün bunlara rağmen azınlıklar genel Çin nüfusu arasında herhangi bir etkiye sahip olmaktan çok uzaktırlar.

Çin’deki Türk nüfusuna gelince, bu nüfus Çin Halk Cumhuriyetinin azınlıklar nüfusu içinde mütalaa edilmektedir. 31 Mayıs 1961 tarihinde yapılan bir tespite göre, ÇHC’nde 55 farklı milli azınlık bulunmaktadır. Bunları, nüfusların çoğunluğuna göre Juang, Hui (Çin Müslümanı), Uygur, Miao, Tibetli, Mançu, Moğol, Bouyei, Koreli, Yao ve Bai olarak sıralamak mümkündür.

Prof.Dr. Nadir Devlet  (İstanbul Aydın Universitesi Öğretim Üyesi)

http://www.dto.org.tr/
www.akishaber.com.tr
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

http://www.denizlieczaciodasi.org.tr/nobetci-eczaneler
e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat