Utku Türküleri Türk’ü Söyler

Utku Türküleri Türk’ü Söyler

İstiklal ve hürriyet, iki büyülü kelime, iki efsunlu kavram. Başlar dik, gözler çakmak çakmak. Onlara göz dikenlere, el uzatanlara atılmak üzere bir atmaca gibi hazır olmak. İşte 12 Şubatların bu etkisi vardı.

A+A-

Bu yazı Maraş’ın kurtuluş yıl dönümü için yazılmış, Kahramanmaraş’ta 24 yıldır çıkan Alkış Dergisinin Ocak-Şubat 2025, 139. sayısında yayımlanmıştır.

 6 Şubat Depreminde kaybettiğimiz çok kıymetli dostlarım Oğuz Paköz ve Nihat Yücel’in aziz anısına…

İlk ve ortaokul çağlarımda 12 Şubatlar beni çok heyecanlandırırdı. Ben de her Maraşlı gibi çete olmuştum. Üstte aba, abanın altında beyaz gömlek ve varsa göğüs kısmında sırma işlemeli göğüslük. Altta da şalvar ve ayaklarda gül şeftali yemeni… Tabi, vazgeçilmez olanı da üzerinde poşu sarılı keçe külah. En son omuzlara atılan diğer poşu… 12 Şubat öncesi ben ve benim gibi büyümeye çalışanlar sanki dünyaları devirmeye hazır hissederdik kendimizi.

Evet, her Maraşlı büyürken en az bir kere de olsa çete olur. Haklı da. Böyle bir destanı yazanlara benzemek ne kadar güzel. Yüce bir ruha sahip kadın ve erkek kahramanlar gibi olmak büyük bir ayrıcalık. Kolay mı? Onlar tarihi yaptılar. Bizler de o kıyafeti giyerek onlara katılıyorduk. Arslan Bey’le beraber kurşun sıkıyor, Abdal Halil Ağa’yla birlikte paraya eyvallah etmiyor, Senem Ayşe’yle birlikte şehit olan Ramazan’ının mavzerini yerden kaldırıp ateş ediyorduk.

İstiklal ve hürriyet, iki büyülü kelime, iki efsunlu kavram. Başlar dik, gözler çakmak çakmak. Onlara göz dikenlere, el uzatanlara atılmak üzere bir atmaca gibi hazır olmak. İşte 12 Şubatların bu etkisi vardı. 6 Şubat 2022’de o büyük depremler bir müddet bu etkiyi bastıracak gibi görünse de bizler; Dergilerde, Alkış’ta, okullarda, salonlarda meydanlarda ve hayatta bu duyguları yaşatmak zorundayız.

Türk Milleti’ne ve destanı yazan kahramanlara borcumuz var.

Destanın parçası olmak

Bu duygularla yayımladık Utku Türküleri – Maraş Destanı’nı[i]. Maraş Türk Ocağı Şubesi’nin başkanıydım kitabı bastığımızda. Nihat Yücel ağabeyin şiirleriydi. Adı üstünde şiirlerin hepsi de Maraş Harbi’ne aitti.

Bir önceki dönemde, ben Oğuz Paköz ağabeyin ikinci başkanıyken Nihat Ağabey de muhasip üyemizdi. İkisini de 6 Şubat depreminde kaybettik. Şimdi ruhları Tanrı Dağları’nda birlikte ve esrik vaziyette özgürce dolaşıyordur.

Kitabın ilk şiiri Kurtuluş DestanıDestan“Gebedir geceler ak sabahlara / Sabahlar utkuyu koynunda saklar / Mermiler sürülür gök silahlara / Bir cehennem olur yollar sokaklar” diyen dörtlükle başlar.

Destanın diğer dörtlüğü de gönülleri, Destan’da bahsettiği “Bir yangının ortasına” bırakır ve “Kazanında kaynatacak aşı yok / Kimse bilmez mezarı yok taşı yok / Savaşmayı bilir, özge işi yok / Gök maviye bilenir bıçaklar” diyerek bıçak gibi bileğiler.

Çete olan bir çocuk bir genç, erkek ya da kadın böyle bir kahramanlığın varisi olduğunu anladığında nasıl bir gurur taşır düşünebiliyor musunuz? İşte o çete olan, o bayrama katılan çocuklar da öyle olurduk.

Nihat Ağabey’de kızlarımız, “Kırk Işık Kız” olurlar.

Kırk Işık Kız, “Diz çöktüler secdeye kapandılar / Huşu içinde Kur’an okudular”.

Hepsi de, “Yüreklerindeki utku ışıklarını / Birer kandil gibi yaktılar”.

Hem de, “Her biri Asena’ydı kızların / Demir dağları delip aştılar”.

Onlar, “Kur’an’ı okudukça acunu unuttular // Gökyüzüne doğru kanat açıp uçtular”.

Ve “Bakışları kurt bakışlı – özleri kurt soyundan / Tanrı önünde önce dua ettiler sonra / Yalın kılıç meydanda durdular”

İşte bu kurtuluş destanını yazanları “Bir Avuçtular “ diye şiire döker Nihat Ağabey.

“Çıktılar erce meydanlara / Ata yadigarı dolma tüfekleriyle / Kazmalarıyla kürekleriyle / Mangal gibi yürekleriyle / Yerle – göğü birbirine kattılar… Bize şimdi / Bir masal gibi gelir / O yiğitler – öyle savaştılar / Tanrı’ya kavuştular”

Cephe de yamandır ha…

Şairimiz bizi Arslan Bey’le cephede dolaştırır. Bize “Cepheden Bir Kesit” sunar.

“Ön cephede bir kadın / Yanında mavzeri / Çapraz kuşanmış fişekliği // Gökten ağmış gibi /Beyazlar giyinmiş / Savaş meleği”dir.

Ama bir sıkıntısı vardır. “Sorar Aslanbey / ‘Bir sıkıntın mı var bacım?’”

Kadın, “Soluk soluğa sesi // Biraz ileride / Ayşe bacı var cephede / Onu bana gönder / Bir iyilik yapacaksan/ Bu yeter” diyecektir.

Çok geçmeden, “…cepheden / Bir bebek sesi yükselir / Çeteler / Toplanırlar başına / ilk ezan okunur kulağına / Üç defa adı söylenir / Adı ‘ZAFER’ olsun denir”

Yamandır cephe. Zafer doğar ama “Daha ilk kez / Memeyi vermeden daha / Daha ilk kez / Yavrum demeden daha / Daha ilk kez /Kucaklamadan daha / Kara bir kurşun sesi / Dalga dalga kuşattı cepheyi” …

Çuhadaroğlu Ali’nin Türküsü de yamandır. “Bir türküydü / Bir deli taydı / Zaptedilmez” Çuhadaroğlu. “Gökten bir yıldız gibi kaydı / Bir baskın gecesinde” diye anlatır şair.

Muallim Hayrullah’ın destek bulmak için Pazarcık’a, Yakup Hamdi Bey’e (Bozdağ) gidişini “Ben Toprak Anayım” da şiire döker**.

Yakup Hamdi Bey başta gönülsüzdür. Destek isteğine olumsuz cevap vermek üzeredir. Ama tam da burada Türk kadını devreye girer. Yakup Hamdi Bey’in evdeşi Hacey Hatun çadırın ortasına “Asırlık çınar gibi durur” ve gürler: “Gür sesi dalga – dalga / Yankılanır çadırın ortasında / ‘Ben Toprak Anayım / Ben varım.’”

Ses gürlemeye devam eder. “Sen bu oymağın babası isen / Bil ki ben de anasıyım / Sen bu işe sarılmazsan / Bil ki ben sarılacağım”.

Töre konuşuyordur. Yakup Hamdi Bey susar.

İşte o çeteler, delikanlı kızlar ve oğlanlar bu kahramanlık destanının geleceğe taşıyıcılarıdır. Onların içinden görevini yapıp gidenleri yüce Tanrı rahmet etsin. Kalanlara güç versin. Versin ki onlar da emaneti taşımaya devam etsinler.

Nihat Ağabey’in Utku Türküleri yeni baskılarını, diğer şiirleri de gün yüzüne çıkmayı bekliyor.

**Nihat Yücel bu şiiri Oğuz Alp Paköz’e diye yazmıştı. Şiirdeki olay gerçektir. Hikâyeyi Oğuz Bey’e babam Abdullah Paksoy anlatmıştı. Oğuz Bey de bunu yazıya döktü. Toprak Ana hikâyesi, “Türkülerle Giden İlbey” kitabında yerini aldı. (Oğuz Paköz, Türkülerle Giden İlbey, s. 17, Öncü Basımevi 2013)

[i] Utku Türküleri, Türk Ocağı K. Maraş Şubesi Yayınları 1

Hasan PAKSOY / Milli Düşünce Merkezi

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.