Ne çıkar düşündüler, ne de bir saltanatı
Hain, düşman bildiler; memleketi satanı
Şehit olsalar bile savundular vatanı
Bir davaya adanmış; ruhlardı ülkücüler
Bedeli çok ağırdı, belki taşınmaz yüktü
Tanrının nazarında ödülü de büyüktü
Milliyetçiyim diyen ocağa bağlı Türk’tü
Bir davaya adanmış; ruhlardı ülkücüler
Yürekli, yiğittiler; kalleşlik yapmadılar
Allah korkusu vardı, günaha sapmadılar
Kula da kulluk edip bir şıha tapmadılar
Bir davaya adanmış; ruhlardı ülkücüler
Teşkilatta neferdi, ölüme koşup giden
Hiç gözünü kırpmadan canını feda eden
Özü İslamiyetti, Türklüğü ise beden
Bir davaya adanmış; ruhlardı ülkücüler
Dostlarına dosttular, kandaşa hem derttiler
Doğru, dürüst, şerefli ve de onlar merttiler
Yurdunu, milletini; sevmede cömerttiler
Bir davaya adanmış; ruhlardı ülkücüler
Mazluma güven verip, gönülleri aldılar
Düşmana dehşet saçıp, korkuyla nam saldılar
Ant içilen yemine hepsi sadık kaldılar
Bir davaya adanmış; ruhlardı ülkücüler
Bozkurtlar denilince; akan sular dururdu
Çarpan nabızlarına bayrak aşkı vururdu
Nerde bir garip varsa el uzatıp korurdu
Bir davaya adanmış; ruhlardı ülkücüler
Hak, Hukuk, Adalet ki; milli bir hareketti
İşgal altında esir yaşamak felaketti
Onlar içinse bütün mesele memleketti
Bir davaya adanmış; ruhlardı ülkücüler
Peygamberimiz ile ayni safta idiler
Manevi bir rehberdi; üçler, kırklar, yediler
“Kitapları Kur’andı, yolu Turan” dediler
Bir davaya adanmış; ruhlardı ülkücüler
Her şey: “ ne Amerika, ne Rusya, ne de Çin’di”
Her şey Türk’e göreydi, zira Türklük içindi
Tarihte ataları; Alparslan, Timuçin’di
Bir davaya adanmış; ruhlardı ülkücüler
Gayrı söyleyin bize; artık ne haller oldu
Bozkurtların yerine Tilkiyle, Çakal doldu
Tanrı dağındaki o çiçekler nasıl soldu
Bir davaya adanmış; ruhlardı ülkücüler
Vefa arayan diyor; vahimdir vaziyeti
Paramparça olmak mı, ülkücünün diyeti
Nedense tutulmadı başbuğun vasiyeti
Bir davaya adanmış; ruhlardı ülkücüler