Ahmet AYKOL

Edepsizlik Giremez!

A
a
http://www.denizli.bel.tr/
“Şimdiki çocukların ne sıkıntısı var ki…” “Bunlardaki imkân bizde olsaydı…” “Bizi okutmadılar ki…” Cümlelerini kurmayan kaç kişiyiz acaba?.. Sebeplerimiz farklı olabilir ancak çocuklarımızın günümüz imkânlarından faydalanması için çok sık başvurduğumuz metotlardandır dünün zorlukları. Oysa dün-bugün karşılaştırmasını yalnızca maddi açıdan yapmak ne kadar doğru acaba?
 
Şüphesiz maddi açıdan, teknolojik açıdan dün-bugün mukayesesi  oldukça yersiz. Hele ki iletişim çağı olarak nitelendirilen bir dönemde böyle bir soru başlı başına bir sorundur.  Amacı oldukça masum ve iyi niyetli bu sorunun cevabı acaba bizim zannetiğimiz gibi mi yoksa biraz düşünürsek altından çapanoğlu çıkabilir mi?..
 
Bence bu soruları soranlar şöyle bir maziye dönerse çocuklarına haksızlık ettikleri gerçeği ile yüzleşmek durumunda kalacaklardır. Dün bizlerin akıllı telefonu bir kenara bırakın evimizde bile telefon yoktu. Bilgisayarı, interneti bir kenara bırakın televizyonumuz bile yoktu. Radyoda ajans dinlenirdi. Okunmamış her gazete tazecikti...
 
Bütün bunlara tamam da bizim arkadaşlarımız sanal kahramanlar değildi değerli anne-babalar. Etten ve kemikten insanlardı. Gülerlerdi-ağlarlardı, sevinirler-üzülürlerdi. Onlarla zaman zaman kavga eder ancak öldürmeyi düşünmezdik. Başarıları bizi rahatsız etmezdi. Bölünerek değil bölüşerek mutlu olurduk…
 
 Kahramanlarımız bizdendi. Milli ve manevi değerlerimiz vardı bizim. Onlara hakareti bir kenara bırakın şaşı bakanı kenara koyuverirdik. Farklı futbol takımlarının taraftarları yan yana maç seyrederdik. Küfür, hakaret ayıptı. Evrensel değerlere saygı duyardık elbet ancak önce Türk’tük. Kimse Türk olmamızı ayıplamadığı gibi farklık etnik yapılar gündeme bile taşınmazdı…
 
 Komşularımız vardı bizim hüzünlerini-sevinçlerini hatta lokmamızı paylaştığımız. Düğünümüzü birlikte yapar, birlikte oynardık. Cenazelerimizde hepimiz ağlar, radyo-televizyonlarımızı saygımızdan günlerce kapalı tutardık.
 
Köylerimiz vardı dedelerimizin-ebelerimizin yaşadığı. Her yazı adeta iple çeker, dayı-emmi, hala-teyzemizle hasret giderir hısım-akrabayı ziyaret ederdik. Tarlalarda çalışır sinir-stres bilmezdik…
 
Öyle bilmem kaç çeşit okulumuz, senede bilmem kaç çeşit sınavımız yoktu. Bir liseye giriş, bir üniversite sınavımız olurdu. Kimsecikler çalınan soruları, yapılan yolsuzları konuşmazdı. Elbet o dönemlerde de bir takım olumsuzluklar yaşanmıştır ancak bu toplumu derinden etkileyecek ölçekte değilmiş demek ki.
 
Aile, kanunlarla değil toplum tarafından korunuyordu. Dokunulmazlığı vardı sizin anlayacağınız. Değerler kitaplarda değil bol oksijenli vicdanlarda yaşıyordu. Töremize laf etmek ayıptı, töreyi ayıplamak mı o da nereden çıktı? Kadın cinayetleri öyle gazete sayfalarını süslemezdi. Analarımız Allah’ın emaneti olarak görülür, of çekmek bile büyük edepsizlik sayılırdı.
 
Bir edebiyat hocamızın dile getirdiği gibi “Edebiyatın içine edepsizlik girmemişti” o yıllarda. Örnekleri çoğaltmak mümkün elbet. Ancak çocuklarımız mı yoksa bizler mi şanslı tartışılacak bir durum. Bu sebeple onlara dünün zorluklarını anlatmak yerine dünün doğrularını, güzelliklerini anlatsak diyorum. Anlatsak ki onları da yaşadığımız güzelliklerden mahrum bırakmasak…
 
 
http://www.dto.org.tr/
www.akishaber.com.tr
1000
icon
AYVAZ hoca 31 Ekim 2017 12:45

teşekkürler hocam sizin gibi kalemi güçlülere ihtiyaç var var olun sağ olun

0 0 Cevap Yaz
alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
http://www.denizlieczaciodasi.org.tr/nobetci-eczaneler
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat