Ahmet AYKOL

Köylerimiz...

A
a
Gazi Paşa’dan bu yana “Köylü yurdun efendisidir.” söylemini eyleme dönüştürmeyi korkarım ki kimse beceremedi. Özellikle çok partili siyasi hayatımızda hep “Kalkınma Köyden başlayacaktır” dendi ancak seçimlerin ardından söylenilen unutuldu. Hatta neredeyse tam tersi yapıldı. Son yıllarda alevlenen AB macerasının doğal bir sonucu olarak bir takım ürünlere desteklemeler getirilse de kalkınmayı köyden başlatacak hamleleri bir türlü göremedik. 
 
Desteklemeler de bile öncelik çiftçi yerine korkarım ki oy hesabına dayalı yapılıyor. Öyle olmasa bu kadar toprak sahibi bir ülke buğday, saman ithal etmek durumunda kalır mıydı? Etin kilosu 40-50 lirayı bulur muydu? Neredeyse her kurban bayramında hayvan ithal etmek durumunda kalır mıydık?..
 
Sürekli olarak baskı altında tutulan fiyatlar, desteklemede çevre faktörü, girdiler, yöresel özellikler yeterince dikkate alınmadığından bir kısım köylü mutsuz. Onlar adına bir kısım kağıt üzerindeki köylüler ise neredeyse zil takıp oynayacaklar. Çünkü üretmeden kazanmanın mutluluğunu yaşıyorlar. Toprak sahibi olmanın dayanılmaz hafifliğiyle adeta mutluluk denizinde yüzüyorlar… Emek harcayanlar, gecesini gündüzüne katanlar ise dualarla ayakta kalmaya çalışıyorlar. Sulu tarım yörelerinde sera, maliyet, elektrik vb sorunlarla boğuşurken susuz tarım yapanların işi ise tamamen Allah’a kalmış. Yağmur yağmazsa ya da zamansız bir yağmur koskoca yılın emeğini alıp götürüyor. Tarım sigortası ise bir türlü yerli yerine oturmadı. Kimi dinleseniz kendi açısından haklı realite ise köylünün mağduriyeti… Bırakın köylünün kalkınmasını bu gidişle köylerde adam kalmayacak haberiniz ola. 
 
Taban fiyatlar belirlenirken siyasi ikbal yerine ülke gerçekleri göz önünde bulundurulursa, köylünün maliyet hesabı iyi yapılırsa köylü köyünü neden terk etsin? Gübre ve mazot fiyatlarındaki söylemler eyleme dönüştürülürse, bilgi ve teknoloji anlamında köylü desteklenirse çok mu hevesli bu insanlar yerlerini-yurtlarını terk etmeye? Şehirliye ucuz ekmek, ucuz şeker, ucuz et yedireceğiz diye en temel gıda maddelerinin taban fiyatını sürekli baskı altında tutarsanız doğal olarak gelecekte bunları üretecek adam bulamayacaksınız. Ürettiği para etmeyen ya da ürettiği ürünü sürekli maliyetinin altında satmak durumunda kalan insanlar doğal olarak bir süre sonra yerlerini yurtlarını terk etmek durumunda kalıyorlar. Anadolu’da hangi köye giderseniz gidin çocuk sesi en nadide seslerden birisi… Bu da içinde bulunduğumuz durumu anlatmaya yeter de artar bile. Geçenlerde ata topraklarına gitmiştim. Çocukluğumda ilkokul, ortaokul, lise bulunan bir kasabaydı. Her sokakta arkadaşlarımız vardı. Hele yazları çocuk sesinden geçilmezdi. Şimdi mi? Koskocaman bir sessizlik hakim sokaklara. Lise ve ortaokul kapanmış. İlkokul da taşıma öğrenciler olmasa kapısına kilit vurulacak. Kasabalıktan mahalleye düşmüşüz sizin anlayacağınız…  Bütün bunlar tehlikenin ne kadar büyük olduğunu anlatmaya yeter de artar diye düşünüyorum. 
 
Kurtuluş mu? Yine Gazi Paşa’nın sözlerinde: « Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, hakiki üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, mutluluk ve servete hak kazanmış olan köylüdür. » 
 
 
Ahmet AYKOL
 
TÜRKAV Denizli Şube Başk.
www.akishaber.com.tr
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
http://www.denizlieczaciodasi.org.tr/nobetci-eczaneler
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat