Ahmet AYKOL

Keşke...

A
a
Benim bildiğim iki tane kıyamet var. Birincisi mukaddes kitabımızda anlatılan büyük kıyamet, ikincisi de küçük kıyamettir ki her insan öldüğünde onun kıyameti kopmuştur. Mayaların kıyametinin ne zaman koptuğunu bilmiyorum ancak 21 Aralık 1963’te tarihe “Kanlı Noel” olarak geçen soykırım kalkışmasında Kıbrıs Türkü deyim yerindeyse tam bir kıyameti yaşamıştır. Yaşadıkları 103 köyü boşaltmak zorunda kalmaları bile olayın boyutlarını gözler önüne sermeye yeterde artar bile.
 
Rumlar, adayı Yunanistan’a bağlamak için fırsat kolluyordu. 2 Aralık 1963’te Türkiye’de İnönü’nün istifası, Yunanistan’da da Karamanlis partisinin iktidardan düşmesi Makarios için bulunmaz nimetti. Üstelik Yunanistan’da Londra ve Zürih Antlaşmaları’nı bir cinayet olarak kabul eden Yorgo Papandreu iktidara gelmişti. Makarios, beklediği günün geldiğini düşünerek Kıbrıs Türk Halkını toptan imhayı öngören “Akritas Planı”nı uygulamaya koydu. Buna göre; Lefkoşa’daki Türkler, 8 saat içinde mağlup edilerek teslim alınacak, diğer şehirlerdeki ve köylerdeki Türk halkı da teslim olmak zorunda kalacaklardı. Çok iyi eğitim görmüş 20.000 kişilik EOKA teröristleri; havan topları, bazukalar ve en modern silahlarla donatılmış olarak Yunan Alayı’na mensup askerlerle birlikte Türklere karşı saldırıya geçtiler.
 
23-25 Aralık tarihleri arasında, Rum-Yunan askerleri, savunmasız Türk halkına karşı tarihe kara sayfalar hâline geçmiş bulunan, insanlık dışı cinayetler işlemişlerdir. Lefkoşa Barbarlık Müzesi’nde delilleri bulunan silahsız bir ana ile 3 küçük çocuğunun kurşun yağmuruna tutarak katledilmesi bunlardan yalnızca birisidir. O dönemde 1960 anlaşmalarına göre Kıbrıs’ta görev yapan 650 kişilik Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay Komutanlığı’nda görevli Binbaşı Nihat İlhan’ın evinin banyo küvetinde eşi Mürüvvet, çocukları Murat, Kutsi ve Hakan hunharca katledilmiştir. 26 Aralık günü Ayvasıl’da 14 günlük bebeklerden 70’lik ihtiyarlara kadar 21 Türk, toptan katledilerek kendilerine kazdırılan çukurlara, bir kısmı daha canlı iken atılmış ve üzerleri buldozerlerle örtülmek suretiyle insanlık suçu işlenmiştir.
 
Bu insanlık dışı saldırılara karşı Türk Mücahitleri direnmiş, şehit vermiş, kayıp vermiş; fakat teslim olmamıştır. Makarios, radyo ve TV’yi kontrolü altında tuttuğundan ve Türkiye Büyükelçiliği’nin telefonu dâhil, Türkler’e ait bütün telefon irtibatlarını kesmiş, yetmiyormuş gibi bir de dünyaya “Kıbrıs Türk halkı, isyan ettiklerinden dolayı tedip edilmişlerdir.” Gibi bir yalanla olup biteni çarpıtma ve böylece ENOSİS’e kavuşma hülyalarına dalmıştır.
 
Duruma daha fazla seyirci kalamayan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, bu cinayet ve katliamlara son vermek için, Garanti Antlaşması’nın IV. maddesine göre, birlikte müdahale etmek için İngiltere’ye ve Yunanistan’a başvurmuş ancak sonuç alamamıştır. Garantörlük hakkını kullanacağını açıklaması üzerine 26 Aralık 1963’te “Yeşil Hat” çizilmiş ve sözde ateşkes anlaşması yürürlüğe girmiştir. Ancak huylu huyundan vaz geçmemiş Rumlar 1974 barış harekatına kadar aralıklarla saldırılarına devam etmişlerdir…
 
Tarih bilincinden uzak nesillerin yetişmesi geleceğimiz adına büyük tehdit. Özellikle KKTC’de bu durumu yaşamak çok üzücü. Meclis kürsüsünden bir bayan vekilin Mehmetçiği “tecavüzcü” ilan etmesini başka nasıl açıklayabilirsiniz? En azından vekilliğine talip olduğun milletin tarihini bileceksin ki ne rezil ol ne de halkını rezil et. Keşke Kanlı Noel’i de anlatsaydın sayın vekil?
 
Ahmet AYKOL
TÜRKAV Denizli Şube Başk.
http://www.dto.org.tr/
www.akishaber.com.tr
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
http://www.denizlieczaciodasi.org.tr/nobetci-eczaneler
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat