Ahmet AYKOL

Değer mi ?

A
a

Hz. Ömer, devlet başkanı seçildiğinde, Hz. Ebu Bekir kadar maaş alıyormuş. Bu şekilde bir müddet devam edilir. Zamanla Hz. Ömer, geçim sıkıntısı çekmeye başlar. Bu durumu gören ashabın büyükleri aralarında toplanıp konuyu görüşürler…

Ashaptan Zübeyr bin Avam; Halifeye söyleyip maaşını artıralım teklifinde bulunur. Hz. Ali; “Bu teklifi kabul edeceğini zannetmiyorum. İnşallah kabul eder. Gidip teklifi bildirelim” der… Bu arada, Hz. Osman söz alarak; “Ömer'in hak ve adalette ne kadar tavizsiz olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu teklifimizi bizzat kendimiz değil, kendisini kıramayacağı birine söyletelim. Bunu da en iyi kızı Hafsa hatun yapar. O teklif etsin!” der. Hafsa Hatun ile görüşülerek durum kendisine iletilir. Her ne kadar Hafsa Hatun duruma itiraz etse de heyetin teklifini babası Hz. Ömer’e söylemeye razı olur…

Hz. Hafsa çaresiz babasının yanına giderek heyetin teklifi iletir. Halife bu teklife çok kızar. Rivayet o dur ki aralarında şöyle bir konuşma geçer…

-Sen Resûlullah'ın evinde iken, Allah Resulünün giydiği en kıymetli elbise neydi Hafsa? -İki tane renkli elbisesi vardı. Elçileri onlarla karşılar, cuma hutbelerini bunlarla okurdu… - Peki, yediği en iyi yemek neydi? - Yediğimiz ekmek, arpa ekmeği idi. - Senin yanında kaldığı zamanlar, yerde yaygı olarak kullandığınız en geniş, en rahat yaygı neydi? - Kaba kumaştan yapılmış bir örtümüz vardı. Yazın dörde katlar, altımıza yayardık. Kış gelince de, yarısını altımıza yayar, yarısını da üstümüze örterdik…

Daha sonra Hz. Ömer, kızı Hafsa Hatun’a buyurdu ki: “Ey Hafsa, benim tarafımdan, seni gönderenlere söyle! Resûlullah efendimiz kendisine yetecek miktarını tespit eder, fazlasını ihtiyaç sahiplerine verirdi. Kalanı ile yetinirdi. Vallahi ben de kendime yetecek olanını tespit ettim. Artanını ihtiyaç sahiplerine vereceğim. Ve bununla yetineceğim. Resûlullah efendimiz, ben ve Hz. Ebu Bekir, bir yol takip eden üç kişi gibiyiz. Onlardan ilki nasibini aldı ve yolun sonuna vardı. Diğeri de aynı yolu takip etti ve O’na kavuştu. Sonra üçüncüsü yola koyuldu. Eğer O da öncekilerin takip ettiği yolu takip eder, onlar gibi yaşarsa, onlara kavuşur ve onlarla beraber olur. Eğer öncekilerin yolunu takip etmezse, başka yoldan giderse, onlarla buluşamaz…”

Günümüz insanı için oldukça uzak değerler galiba bunlar… Bırakın şahsi fedakarlıkları hakkımız olmayanı bile almak için öyle şeyler yapıyoruz ki anlamak, anlatmak mümkün değil. Asıl acı olanı ise bütün bunları yapanların Hz. Ömer kadar adil, O’nun kadar Müslüman olduklarını zannetmeleri. Öylesine inandıkları gibi yaşamaya başlamışlar ki kendi yaptıklarını mutlaka inandığımız değerlerin bir yerleri ile ilişkilendirmek adına yapmadıkları şeyi bırakmıyorlar…

Benim inandığım değerlerde bu dünya fani… Eskilerin deyimi ile “Yalan dünya” “İmtihan dünyası…” Bu sınavda başarılı olmanın tek yolu ise inandığı değerleri şahsi menfaatlerine tevdi etmemek… Üç günlük şatafat için gerçek alemi tehlikeye atmak ne derece akıllıca bilemiyorum…

Bu konuda kar-zarar hesabını iyi yapmak bizleri hem fani dünyada hem de öbür alemde mutlu kılacaktır. Bireylerin mutluluğu içerisinde yaşadığı topluma yansıyacak dolayısı ile mutlu insanların yaşadığı bir coğrafya sahibi olacağız demektir… Ülkemizin jeopolitik durumu ortada… Huzur ve barışa bu kadar ihtiyaç duyduğumuz bir zaman diliminde kıssalardan hisse çıkarmamız dilek ve temennilerimizle…

Ahmet AYKOL TÜRKAV DENİZLİ Şube Başk.

http://www.dto.org.tr/
www.akishaber.com.tr
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
http://www.denizlieczaciodasi.org.tr/nobetci-eczaneler
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat